Doç. Dr. Cangül KESKİN

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi çalışmalarına devam ederek akademisyenlere, sanayicilere, girişimcilere ve öğrencilere ilgili olduğu konularda destek sağlamaktadır. Akademisyenlere proje, fon ve patent konusunda destek olan OMÜ-TTO’yu akademisyenlerimizden dinlemek istedik ve hocalarımızın kapısını çaldık. Bu söyleşimizi Ondokuz Mayıs Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Endodonti Anabilim Dalı’nda görev yapan Doç. Dr. Cangül Keskin ile gerçekleştirdik.

Hocam, OMÜ-TTO’yu nereden duydunuz ve nasıl iletişime geçtiniz?

Patentini almak istediğimiz bir cihaz tasarımı ve görüntüleme protokolü üzerine çalışırken, fikirlerimizi hayata geçirmek ve patent başvurusu prosedürleri üzerine araştırma yaparken OMÜ-TTO’dan haberdar olduk. Bu kapsamda bize yol göstermeleri talebiyle gerçekleştirdiğimiz bir birebir görüşme sonrasında patent birimindeki arkadaşlarla tanıştık. Onlar, hangi adımları takip etmemiz gerektiğini, başvuru için hangi belgeleri doldurmamız gerektiği ve patent başvurusu ile değerlendirme sürecinde dikkat edilmesi gereken unsurları anlattılar. Daha sonra düzenlediğimiz dosyaları kapsamlı bir ön değerlendirmeden geçirdiler. Bu süreç sonunda gerekli düzenlemeleri yaptık. Ayrıca patent başvurularımızı gerçekleştirirken üniversitemizin Bilimsel Araştırma Biriminden destek alabileceğimizi de söylediler. Başvurularımızdan bir tanesini de bu yolla gerçekleştirdik. Bu süreç boyunca OMÜ-TTO patent birimindeki arkadaşlar bizden hiçbir desteği esirgemediler. Aklımıza takılan bir şey olduğunda kendileri bize yol göstermek için her daim gayret gösterdiler. Bu şekilde bize önceden çok karmaşık görünen bir süreci kolaylıkla gerçekleştirdik. Bunda TTO’nun her zaman güler yüzlü, ulaşılabilir ve dinamik bir ekip olmasının payını inkâr edemeyiz.

Peki hocam, anladığım kadarıyla OMÜ-TTO’nun patent ve proje birimiyle etkin çalışmalarınız olmuş. Bize aldığınız desteklerden bahseder misiniz?

Araştırma görevlisiyken doktora tez çalışmam da dahil olmak üzere anabilim dalımızda yürütülen dış kaynaklı projelerde araştırıcı olarak görev aldım. Son iki yıldır anabilim dalımızda TÜBİTAK 1001 projesi desteği alan hocalarımızın projelerinde araştırıcı olarak çalışıyorum. Doktora sonrası çalışma alanlarımda dış destek almak için 3001, 1002 proje önerileri hazırlamıştım ancak bu proje önerilerim benim açımdan olumlu sonuçlanmadı. Ret almak elbette ilk aşamada üzücü bir durum ancak benim için çok da heves kırıcı olmadı; aksine hatalarımı görüp onları telafi etmeye yönelik çalışmamı sağladı. Aklımdaki çalışma için 3001 desteği almak istemiştim ancak o programın kaldırılmasının ardından bütçe tablosunu da göz önünde bulundurup çalışma ölçeğini biraz daha genişleterek 1001 projesi hazırlamaya başladım. Proje başvurusunu hazırladıktan sonra önceki projelerde yapmadığım bir şey yaptım ve TTO proje birimi ile birebir görüşme talep ettim. Bu görüşmede proje başvuru taslağım objektif şekilde değerlendirildi. Ayrıca mevcut proje taslaklarının düzenlenme şekillerini görme imkânım oldu, proje değerlendirme sürecini ve dikkat edilmesi gereken noktalar anlatıldı. Bu görüşme sonrasında projede gerekli düzeltmeleri yaptık. Proje düzenleme sürecinde daha önce gerçekleştirilen dış kaynaklı proje yazma eğitimlerinde anlatılanlardan da yararlandık. En son haliyle proje taslağının başka birisi tarafından okunduğunda daha anlaşılabilir, derdini ve amacını daha iyi ortaya koyar hale geldiğini gördüm. Benim açımdan eksiklerimden bir tanesinin bazen bir noktaya çok odaklandığımda metnin anlaşılırlığını yitirmem olduğunu öğrendim. Bu süreç sonunda projemiz TÜBİTAK tarafından kabul edildi. Ayrıca projenin kabul edilmesi OMÜ-TTO’nun sağladığı yol göstermenin ve verdiği desteğin yeri geldiğinde ne kadar etkili ve kıymetli olduğunu gösterdi.

OMÜ-TTO’nun genel faaliyetleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

OMÜ-TTO’nun düzenlediği etkinliklerden en son girişimcilik konusundaki eğitimine katıldım. Bu eğitim bizim aklımızda tasarı olarak kalan bazı fikirleri nasıl geliştireceğimize dair somut adımların nasıl atılacağını gösterme açısından ve tasarıları gerçekçi bir şekilde değerlendirme açısından çok faydalı oldu. Bu eğitimde bir fikre veya iş planına nasıl gerçekçi bakabileceğimizi ve ne şekilde kendi fikirlerimizi geliştirebileceğimizi öğrendim. Hekim olarak vaktimizin çoğu klinikte geçtiğinden normalde ulaşamayacağımız hatta ulaşmanın aklımıza dahi gelmeyeceği noktalarda TTO bizi bilgi sahibi yapıyor. Fakültede teker teker bölümleri gezip her akademisyene ulaşıyorlar ve mevcut imkanlarla ilgili sizi direkt bilgilendiriyorlar. Faaliyetlerin duyurulmasında gerek iletişim adreslerinizden olsun gerek sosyal medya üzerinden olsun iyi bir ağ oluşturup sizi haberdar ediyorlar. Bu onların çok yoğun emeğini gerektiren bir süreçken bizler için büyük bir avantaj teşkil etmekte. Proje pazarları, ar-ge yarışmalarında, fuarlarda bizim adımıza çalışmalarımızı temsil ediyorlar. Bunlar bizim vakit ayırıp yapamayacağımız şeyler olarak çok önemli. Bu TTO’nun rehber olma niteliğine ek olarak geliştirici yönünü de gösteriyor. Mesela aldığınız patentle ilgili hayata geçirmek istediğiniz bir projeniz varsa bu hususta da yardımcı olmak adına belirli periyotlarda sizle tekrar iletişime geçiyorlar. Bu şekilde OMÜ-TTO ile ilişkilerimiz güzel ve verimli bir şekilde ilerliyor.

Hocam, son olarak TTO’dan beklentileriniz neler? Bu süreçler sonunda hangi noktalarda beklentileriniz var?

OMÜ-TTO’nun bugüne dek yaptığı çalışmalarla gerek patent gerek proje alanında bir farkındalık yarattığını düşünüyorum. Oldukça aktif çalışan sayılı TTO’lardan birinin üniversitemizde olması çok güzel. Ben şahsen TTO’dan hem patent başvurumda hem de proje yazım sürecinde aldığım desteklerden yana çok teşekkür ederim. Bundan sonrası için de bana gerekli desteği sunacaklarından şüphem yok. Eğitim faaliyetlerini ve özellikle belli konularda tecrübesi olan akademisyenlerin bu deneyimlerini aktardıkları konferanslarını çok faydalı buluyorum. Bunların devamlılığının sağlanmasını temenni edebilirim.