Prof. Dr. Nuray KESKİN

“TTO personeli son derece güler yüzlü ve iletişime açık, istekli ve genç bir kadrodan oluşuyor”

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi yeni yapılanması ile birlikte çalışmalarına hız vererek akademisyenlere, sanayicilere, girişimcilere ve öğrencilere ilgili olduğu konularda destek sağlamaktadır. Akademisyenlere proje ve fonlar konusunda destek olan TTO’yu akademisyenlerin gözünden dinlemek istedik ve hocalarımızın kapısını çaldık. Bu söyleşimizi Ondokuz Mayıs Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğr. Üyesi Doç. Dr. Nuray Keskin ile gerçekleştirdik ve kendisine sorularımızı yönlendirdik.

Merhaba hocam. İlk olarak OMÜ-TTO’yu nereden duydunuz ve nasıl bağlantı kurduğunuzu öğrenerek başlamak istiyorum.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Araştırma Politikaları Komisyonu’nda üyeyim. Üniversitemizin araştırma politikalarını yazmaya çalışırken, komisyondaki başka bir akademisyen Prof. Dr. Ömer Andaç hocadan duydum. TTO’nun adını daha önce de duymuştum ama ne yaptığını daha detaylı olarak Ömer Andaç hocadan dinledim ve o çok büyük bir istek ve tutkuyla teknoloji transfer ofisinin bir şeyler yapmasını istiyordu ve bize de hep anlatıyordu. Bu şekilde duydum ve bir gün de ziyaret ederek, binayı gördüm, çalışma ortamına ve neler yapıldığına da tanık oldum.

Peki, hocam OMÜ-TTO’dan hangi konularda destek aldınız ve size katkılarından bahsedebilir misiniz?

TÜBİTAK 2237’ye başvurmuştum iki defa. Programa başvuru esnasında TTO’dan Eda Hanım destek oldu bize. İlk başvurumuzda grup olarak 3 hoca başvurmuştuk. TÜBİTAK, sadece OMÜ’den hocaların değil dışarıdan da hocaların olması daha iyi olur diye başvurumuzu reddetti. Biz sonra TTO ekibinin desteği ve yardımıyla tekrar başvurduk. Bu iş yoğunluğu arasında çok kısa bir sürede bu başvuru sürecini tamamladım ve bu tamamlamayı da tamamen TTO’nun desteğiyle yaptım. Henüz bir eğitime katılmadım ama duyurular düzenli olarak geliyor. Son bir yıllık süreçte bu da takdir ettiğim bir şey. Yani projelerin duyurusu yapılıyor ve sürekli deniyor ki buna başvuracak olursanız biz her türlü desteğe hazırız. Bu yönlendirme ve destek açıkçası iyi bir şey. Birde başvurumuz kabul edilirse o da iyi olacak.

Peki, bu süreçlerden sonra OMÜ-TTO’dan beklentileriniz nelerdir?

Beklentilerim proje desteğinin artarak devam etmesi yönünde. Öğretim üyelerinin teknoparkta şirket kurabilme yönü var. Teknopark daha çok fen bilimleri, sağlık ve mühendislik denince akla geliyor. Teknopark ile sosyal bilimlerin bağlantısını biz sosyal bilimciler olarak kurmakta zorlanıyoruz. Biraz uzakta duruyoruz. Bundan sonraki süreçte sosyal bilimciler, özellikle bizim fakültemizde iktisat, işletme bölümü hocaları bir şeyler yapabilir. Mesela Yıldız Teknik Üniversitesi’nde bir model var SosyoPark diye bir şey kurmuşlar sosyal bilimleri oradan katıyorlar. TTO ve teknopark gibi ulusal düzeyde bir mevzuatı yok bunun ama Yıldız Teknik Üniversitesi kendisi yapmış sosyal bilimleri katmak adına. Bir takım toplumsal sorunlara da çözüm önerileri getirecek faaliyetleri projeleri desteklemek önemli benim beklentim bu yönde. Şimdi ben şundan eminim 1001 ya da 1003’e başvursam TTO’dan her türlü teknik desteği alacağımı düşünüyorum. Bu durumdan da çok memnunum. TTO personeli son derece güler yüzlü ve iletişime açık, istekli ve genç bir kadrodan oluşuyor.

 

 

 

Peki, hocam TTO’nun varlığıyla birlikte üniversitede nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz?

Kayıt altında tutulan bilgiler Araştırma Politikaları Komisyonu’nda olduğumuz için bizi çok ilgilendiriyor. Yapılan şeylerin kaydının tutulması çok güzel bir şey. Daha önce raporları hazırlarken veri elde edemiyorduk. Şimdi istediğimiz anda bilgiler bize ulaşıyor. Mesela TTO’dan üniversitede kaç kişi 1001’e başvurmuş üniversitemizde diye bilgi istedim çok kısa bir sürede dönüş yaptılar. Bu çok basit bir şey gibi görünebilir ama çok önemli bir durum bu. Proje kültürünü oluşturmak adına da TTO’nun önemli işler yaptığını ve yapacağını düşünüyorum.