Prof. Dr. Çağrı URAL

“Teknopark ve TTO’nun varlığıyla üniversitede girişimcilik konusunda farkındalık oluştu”

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi yeni yapılanması ile birlikte çalışmalarına hız vererek akademisyenlere, sanayicilere, girişimcilere ve öğrencilere ilgili olduğu konularda destek sağlamaktadır. Akademisyenlere proje ve fonlar konusunda destek olan TTO’yu akademisyenlerin gözünden dinlemek istedik ve hocalarımızın kapısını çaldık. Bu söyleşimizi Ondokuz Mayıs Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğr. Üyesi Doç. Dr. Çağrı Ural ile gerçekleştirdik ve kendisine sorularımızı yönlendirdik.

Merhaba hocam. İlk olarak OMÜ-TTO’yu nereden duydunuz ve nasıl bağlantı kurduğunuzu öğrenerek başlamak istiyorum.

OMÜ-TTO’yu üniversitedeki akademik camiadan duyduk. E-mail ortamında gelen tanıtım ve bilgilendirme toplantılarına katılım sağladık ve bu tanıtımlarla birlikte bilgi sahibi olduk. Girişimciliğe ilgim olduğu için gerek rektörlük bazında gerek TTO’nun kendi yapmış olduğu tanıtımlarla ilgilendim.

Peki, hocam OMÜ-TTO’dan hangi konularda destek aldınız ve size katkılarından bahsedebilir misiniz?

Bizim bir girişimcilik projemiz vardı, daha doğrusu bir fikrimiz vardı. Bu fikir girişimciliğe nasıl dönüşebilir diye Teknopark ve TTO’ya giderek fikir aldık ve bize en büyük destekleri bu konuda oldu.  Biz fikrimizi girişimciliğe nasıl dökebiliriz, ne yapmalıyım, nereye başvurmalıyım diye düşünüyorduk. Hangi tür projelerle desteklenebilir bu fikir bunu bilmiyorduk ve TÜBİTAK üzerinden mi gidelim KOSGEB üzerinden mi gidelim, bu fikri hayata geçirmek için nasıl bir yol çizelim diye düşünüyorduk ve ilk desteği bu noktada aldık. Daha sonra KOSGEB ile devam etme kararı aldık. KOSGEB’e projemizi verdik. Proje verme aşamasında ve sonrasında bazı zorluklarla karşılaştık. Biz akademik camia çalışanları daha çok akademik proje yazmaya alışkınız, ama KOSGEB ortamı daha çok bir fikrin hızlı şekilde ticarileşip ülke ekonomisine katkısı üzerine kurulu. Bizde bu konu da eksik kalıyoruz. Akademik proje yazmamız konusunda bilgi ve yetkinliğe sahibiz ama ticarileşme konusunda bir iş planı oluşturma, bu işin geri dönüşümü, mali hesaplamalar noktasında TTO’daki ekipten çok büyük destek aldık. Bir projeyi siz yazarken çoğu zaman kendiniz içerisinde olduğunuz için bir çok şeyi göremiyorsunuz. Burada bir mesleki körlük söz konusu oluyor. Burada yine yazdığımız projelerin okunması, eksikliklerin bildirilmesi, değişikliklerin yapılması noktasında TTO’daki ekip çok yardımcı oldu. Özellikle Eda Beylihan’ın destekleri çok oldu ve beraber çalıştık. Sorduğumuz her soruda bize cevap verdi ve e-maillerle yardımcı olmaya çalıştı.

Fikrinizin ticarileşmesi ile ilgili aldığınız bu destek sizi oldukça memnun etmiş hocam. Peki, bu süreçlerden sonra OMÜ-TTO’dan beklentileriniz nelerdir?

Evet, aldığımız destekten oldukça memnunuz. Beklentilerimiz olarak ise şunları söyleyebiliriz. Projemiz kabul edildi. Projemiz KOSGEB tarafından kabul edildikten sonra Teknopark bünyesinde şirket kurduk. Üniversite yönetim Kurulu kararları çıktı ve faaliyetlerimize başlayacağız. Bunun ardından biz yine bu işi devam ettireceğiz ve sadece KOSGEB’le kalmayıp bu fikrin farklı versiyonlarını ve farklı yönlerini TÜBİTAK üzerinden de ilerletmeye çalışacağız. Yine TÜBİTAK sürecinde de TTO tarafından verilen destek aynı şekilde devam ediyor.  Çünkü hangi çağrılar çıktı hangi çağrıya daha uygunuz, çağrıların karakteristiği nedir, TÜBİTAK’ın bizden beklediği nedir, panelistlerin buradaki değerlendirme kriterleri nelerdir, bunlar üzerine sürekli iletişim kuruyoruz TTO Uzmanı Eda Beylihan’la.  Bundan sonra ki süreçte mentörlük bekliyoruz ki bu mentörlüğü de alıyoruz. Ayrıca şirket kurulduktan sonra TTO’nun da isminin gerektirdiği şekilde yani yapmış olduğumuz girişimin transfer edilmesi, sanayi kuruluşlarıyla ortak çalışmaların yapılması noktasında nasıl destekler alabiliriz, nasıl bir yol izleyebiliriz, noktasındaki destekleri Teknopark ve TTO’dan bekliyoruz.

Hocam TTO ve Teknopark’la girişiminiz vasıtasıyla iş birliğinde bulunmuşsunuz. Peki, hocam TTO’nun varlığıyla birlikte üniversitede nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz?

 

Teknopark ve TTO’nun varlığıyla birlikte üniversitede bir farkındalık durumu oluştu. Girişimciliğin ne olduğu, girişimin transferinin nasıl yapılacağı ile ilgili bir farkındalık ve bilgilenme oldu. Etrafımızda bununla ilgili girişimcilik çerçevesinde şirket kuran arkadaşlarımız oldu. Onların teknopark bünyesinden sağlamış oldukları, örneğin personele SGK’nın bir kısmının ödenmemesi, yazılım şirketlerinin KDV ödememesi gibi konulardan haberdar olduktan sonra avantajların ne kadar yüksek olduğu ile ilgili sürekli bir geri bildirim söz konusu oldu. Maddi olmanın dışında üniversite bünyesinde teknopark vasıtasıyla dışarıda bir network oluşturulması, bu sektördeki insanlarla buluşturulmanın sağlanması, buraya davet edilen konuşmacılarla vizyon ve ufkun geliştirilmesi ile ilgili katkılar gözlemleniyor. Bu da doğal olarak üniversitede kişisel bazlı gelişimin ve gelişmenin sağlanmasıyla beraber kurumsal bazda da gelişimi de beraberinde getiriyor. Son olarak da Türkiye’de gelişen ekonomiler içerisinde üçüncü üniversite olduk, yanılmıyorsam Samsun Teknoparkta “En İyi Gelişme Gösteren TGB’ler” kategorisinde üçüncülük ödülü kazandı. Bunlar bize gurur veriyor ve bu da değişimin en büyük göstergelerinden biridir diye düşünüyorum.